M. Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye'nin İlk ve Tek Fotoğraf Kitaplığı


Kitaplığımızda Bir Eseri mi Arıyorsunuz?


Fotoğraf Kitaplığı Listesi



Envanter No: : 273
Eserin Adı: : İmgelerdenizler
Sanatçı : İmgelerdenizler
Yayınevi :Kendi yayını
Yayın Yılı : 2009
Bölüm ve Kategorisi : SERGİ ALBÜMLERİ/SANATÇILAR
Bağışçı: : Aydın Karadöller
ISBN :
Boyut ve Özellikleri : K.Kapak, 23 x 22 cm, Türkçe-Ýngilizce
Raf Numarası : A4b
Açıklama: A.Karadöller bu sergisinde bir söylene göre yaşamın üç temel elementi olan hava,su ve topraktan ''su'' ya yönelmiş. Su özelinde 'deniz' kendine çağırmış Aydın'ı. Yine bir söylene göre yaşamın ilk başladığı yere. Ama toplumsalın içinden seslenmiş ona. Deniz fenerleri, rüzgar santralları vb. İnsan ve doğa iç içe ; sarmaş dolaş olmuş görüntülerinde. Birbirlerini yabancılamadan, birbirine üstünlük taslamadan. Günümüzde, küreselleşen (?) dünyamızda , sanal alemlerin içine gömülüp,nesnel gerçeklikle neredeyse her tür ilişkimizin donduğu bir dönemde bu tür söylemleri çok önemli buluyorum. Belki bu tür söylemler biz yaşayan,soluk aldığını düşünen insanlara nasıl bir yaşam biçimi sürdüğümüzü yeniden sorgulatabilir. Sanal dünyaların matrix lerinden biraz uzaklaşırsak pek bir şey kaybetmiş olmayız. Aksine bu tür görsel söylemler bize yaşantılarımızı her anlamda zenginleştirebilecek yeni algı kapıları açabilir. Nesnel dünyaya yeniden beş duyumuzla dokunmamıza,iletişim kurmamıza neden olabilir. İnsanca pek insanca yaşamanın ayrıcalığını,zenginliğini yeniden anımsayabiliriz. Hatta anımsamakla kalmayarak belki sanal dünyalardan zaman zaman da olsa uzaklaşmak ihtiyacını duyabiliriz. Belki ,gerçekten birbirimize dokunabilirizâ?¦Sanal ilişkilerin yerine gerçek ilşkiler yaşayabiliriz. Ben, sanatsal söylemlerin bizleri akıl düzleminde de bir sorgulamanın içine çekerek verdiği hazzı çok insanca buluyorumâ?¦ A.K döllerin fotoğrafik görüntüleri de bize bu olanağı sağlayacak. Unutmayalım ki yaşantımıza farklı algı kapılarına en azından aralayarak bakabilmek bizi bir insan olarak her anlamda çok daha zenginleştirecek , ötekini daha sağlıklı anlamamıza yardımcı olacaktırâ?¦ Orhan ALPTÜRK 07/07/09 Her kentin, her mekânın, bilinmeyen koruyucuları olduğundan söz etmek mümkündür. Kimi kentin koruyucusu bir kuş, kimi kentin koruyucusu yeraltının derinliklerinde yaşayan bilinmeyen canlılardır. Onlar kendi aidiyetlerini de yaşadıkları yeri bir tür mülkiyetleri altına alırlar... Bu mekânların üzerinden, uzak tepelerden, yüksek kulelerden gözlerler. Sokaklarında tenlere, taşlara hafifçe dokunuşlarla süzülürler. İçine girmeden, içinden ve o mekanları korudukları duygusuyla teğettirler ait olduklarına... Her gün rutin olarak yaptıkları, koruyuculukları altına aldıkları mekanlara 'bir bakış atmakâ?tır. Evet... Tam karşılığıyla yaptıkları bakış atmaktır. Bazı fotoğrafçıların fotoğrafları da ilk bakışta tastamam bu duyguyu uyandırır. İçinde yaşadığı mekânlara, kentlere 'bir bakış atmakâ?... Dokunmadan, ancak teninde baktıklarını hissederek fotoğraf çekmek. Aydın Karadöller'in fotoğrafları tende hissedilen bir şey gibi... Uzaklar ama tene dokunan rüzgârların hissettirdikleri gibi yakınlar. Tıpkı kentin koruyucuları gibi... Aydın'da bakış attığı mekânları, idealize edilmiş düzlemlere dönüştürüyor. Foto-grafik bir anlayışla inşa ediyor ve onları imgeler dünyasının sözcükleri kılıyor... 'koruyucuların koruyuculukları gibi, kentleri ve mekânları fotoğraflarla yarına taşıyarak korumak... Aydın'ın fotoğraflarının çağrıştırdıkları bu gibi... Kamil Fırat 06 VII 09 Fotoğraf bir yanılsamadır; Bizlere her ne kadar çağımızı belgeleyen en önemli araç olarak sunulsa da, kendi nesnel gerçekliği, fotoğrafı bir ilizyondan öteye götüremez. Fotoğraf çeken bir kişi var oldukça; an kurgulanır, kurgulandıkça nesnel gerçekliğinden uzaklaşır. Fotoğraf, üzerine yüklenen imgelerle birlikte yanılsatılmıştır. Fotoğraf, yapan kişinin algılama biçimi 'İmge dağarcığıâ? ile bütünleşip kendisini yansıttığı iki boyutlu, zaman ve mekânı yok eden, tamamıyla teknik bir transkripsiyon haline dönüşür. Bir başka deyişle; Fotoğrafı oluşturan tüm nesneler, üzerlerinde taşıdıkları imgelerle, aynı mekânı paylaştıkları diğer nesnelere imgeler yüklerler, bu, nesnelerin kendi gerçekliklerinden koparak yeni bir nesnel gerçeklik oluşturmasına neden olmaktadır. Fotoğrafçı, bu nesneler veya üzerlerinde taşıdıkları imgelerden bir yada bir kaçına takılıp bütün içerisinde bunları çerçevelediği anda, karşısındaki nesnel bütünlük, üzerine yüklenen imge ile yeni, bir önceki duruma göre tek başına, iki boyutlu nesnel bir imgeye dönüşmüştür, fotoğraf teknolojisinin sağladığı / sağlayabildiği olanak / olanaksızlık larla elde edilen: anın içerisinden kopartılarak iki boyutla sınırlandırılmış, tekil, yaratıcısına özel yeni bir nesnel gerçekliktir elde edilen, bir başka değişle FOTOĞRAF. Fotoğrafın sunum aşamasında ise süreç başa döner, artık fotoğrafı oluşturan nesneler, imgeler, zaman.. hiç biri yoktur. Fotoğraf ve izleyen vardır, fotoğrafçı ve fotoğrafı çekilen arasında yaşananlar, izleyen ve fotoğraf arasında yaşanmaktadır. Artık fotoğraf yoktur izleyenin onun üzerine yüklediği imgeler onu, izleyenin imge dağarcığında başka bir boyuta taşımıştır. Fotoğrafın çekildiği andan itibaren başlayan bu sihirli yolculuk, tüm gerçekliğinden arınarak yanılsamalara uğramış imgeler bütünü halinde, her bakışta başka imgelerle yanılsayıp yolculuğuna devam edecektir. Fotoğraf bir yanılsamadır; Bizlere her ne kadar çağımızı belgeleyen en önemli araç olarak sunulsa da, biz bu ilizyonun yaratıcıları olarak sizlerin belleklerinize; Fotoğraflarımızla yeni yanılsamalar sunup, fotoğrafın sihirli dünyasında küçük hikâyelerimizi anlatmaya devam edeceğiz. ' Aydın Karadöller 12/07/09