M. Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye'nin İlk ve Tek Fotoğraf Kitaplığı


Kitaplığımızda Bir Eseri mi Arıyorsunuz?


Fotoğraf Kitaplığı Listesi



Envanter No: : 24
Eserin Adı: : Düş kentleri
Sanatçı : Düş kentleri
Yayınevi :Roche
Yayın Yılı : 2008
Bölüm ve Kategorisi : ALBÜMLER/SANATÇILARIMIZIN
Bağışçı: : Kamil Fırat
ISBN : 978-975-807-198-2
Boyut ve Özellikleri : Ciltli Þömizli, 28 x 28,5 cm, 168 sayfa, Türkçe-Ýngilizve
Raf Numarası : A2
Açıklama: Fotoğraf sanatçılarının Anadolu`daki antik kentleri, o kentlerdeki kalıntılar ve buluntuları, birer sanat objesi olarak ele aldıklarına sıklıkla tanık olunur. Kamil Fırat`ın yaklaşımı, onları sadece görsel birer alımlama objesi olarak temellük etmediğini gösteriyor. `Temellük etme` deyişim, boşuna değil! Üünkü bir sanatçının, dünyadaki herhangi bir obje ile olan ilişkisinin, bir entelektüel arkaplan üzerinden gerçekleştirilmiş olması gerekir. Bu, o objenin, eğer sözkonusu bir fotoğraf objesi ise, sadece bir duyu-verisi, bir algı sorunu olarak kavranmamış olması anlamına geliyor. Temellük etme, objenin ancak bir zihinsel dönüşüme uğratılmasıyla edinildiğini gösterir. Resim sanatında `temellük etme`, bir objeye bir Empresyonist(İzlenimci), bir Sürrealist, bir Kübist, bir Fovist, bir Ekspresyonist(Dışavurumcu) vd. gibi bakmakla mümkün olabilmiştir. O nedenle de, mesela, Doğa`yı bire bir taklit eden mimetik bir resim (Hegel`in `Estetik`inde sözkonusu ettiği Yunanlı ressam Zeuxis`in `Üzüm Salkımı` tablosunu hatırlayalım!) bu zihinsel dönüşümü gerçekleştiremediği, Doğa`ya deyiş yerindeyse, zihniyle değil, gözüyle baktığı için, `resim` değildir; Doğa`yı çoğaltmaktır. Üünkü fotoğraf, Roland Barthes`ın da dediği gibi, `kendini doğal bir şey olarak sunan objenin saf ve yalın bir transkripsiyonu olamaz.` Buraya kadar bilinenleri hatırlattığımın farkındayım. Kamil Fırat`ın fotoğrafları konusunda söyleyeceklerimi yerli yerine oturtabilmek için, bu uzun giriş gerekliydi. ޞundan dolayı: Kamil Fırat, her sergisinde ya da albümünde, fotoğraf objesini, zihnen birbirinden çok farklı sorunsalların içinden `temellük` ediyor: `Kıyı` sergisini oluşturan fotoğraflarda, fotoğraf makinesini adeta bir `fenomenolojik kamera` gibi kullandığında tastamam bir Dışavurumcu sorunsalın; `Ufka Dair` sergisinde Üizgi`ye, `Kubbeler` sergisinde ise Daire`ye indirgenmiş geometrik bir Minimalist sorunsalın içinden ve Felsefi bir arkaplan üzerinden; `Pervaneler` kitabında ise, Sembolist bir sorunsalın içinden ve ޞiirsel bir arkaplan üzerinden okuyor ve temellük ediyor Dünya`yı... `Düş Kentleri`nde ise, Kamil Fırat bu defa, Antik kentlerin buluntu ve kalıntılarına Empresyonist sorunsalın içinden bakıyor. Fotoğraf objelerini, adeta Empresyonist bir ressam gibi, ışığı ve rengi öneçıkararak okuyor: Mavilerin ve toprak renginin hakim olduğu fotoğraflar! Burada sorulması gereken, Kamil Fırat`ın, bu defa Empresyonizmi, antik kentlerin okunmasında niçin bir zihinsel arkaplan olarak seçtiğidir. Bunun için de Fırat`ın nasıl bir beklentiyle yola çıktığının belirlenmesi gerekiyor. Fırat`ın amacının, Antik kentlerin belgelenmesi, dolayısıyla, bu objelerin, geçmişten bugüne ve geleceğe taşınan bir tarihsellik sunumu ile temellük edilmesi olmadığını biliyoruz. Fırat, bu kentleri, tarihsel bir bağlamda değil, şimdi`nin, daha doğrusu o fotoğrafların çekildikleri an`ların zihinsel izlenimlerini, bir `haz objesi` üretebilmek için kullanmaktadır. Objenin tarihi değil, deyiş yerindeyse, `tarihin hazzı`dır Kamil Fırat`ı ilgilendiren... Fırat, Yunanlı bilge Hesykhlios`un, antik kentler için `haz mekanları` deyişini kullandığını alıntılıyor. `Düş Kentleri`, bir defa daha doğruluyor Hesykhlios`u: `haz mekanları`, Kamil Fırat`ın objektifinden `haz fotoğrafları`na dönüşüyor. (Not: `Düş Kentleri`nin, Roche`un Türkiye`deki 50. yılı dolayısıyla yayımlandığını belirtmek isterim. H.Y.)