M. Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye'nin İlk ve Tek Fotoğraf Kitaplığı


Kitaplığımızda Bir Eseri mi Arıyorsunuz?


Fotoğraf Kitaplığı Listesi



Envanter No: : 1296
Eserin Adı: : kirpik
Sanatçı : kirpik
Yayınevi :AFSAD
Yayın Yılı : 2009
Bölüm ve Kategorisi : ALBÜMLER/SANATÇILARIMIZIN
Bağışçı: : AFSAD
ISBN :
Boyut ve Özellikleri : Ciltli, 22.5 x 22,5 cm, 131 sayfa, 250 adet basýlmýþtýr
Raf Numarası : E3
Açıklama: Giden bir dostun arkasından kalan o can yakıcı duygu dalgalanmaları, keşkeler, acabalar, geleceğe dair yapılan planlar, yarım kalan yaşanmışlıklar. ޞairin de dediği gibi 'hayat, yarımlarla geçip giderâ? ve biz çoğu zaman seyirci koltuklarına çakılıp kalırız. Birinci kur değerlendirme çekim gezisiydi, 28 Mayıs 2006 günü Beypazarı'na giden birçok insanın bildiği Hıdırlık tepesinde fotoğraf çekimi başlamıştı. Elindeki EOS 3000'e biraz şüpheyle bakan o kızı gördüğümde anlamıştım makinesini yeni aldığını ve henüz tam tanışamadıklarını. Yanına gidip yardım teklif ettiğimde sevineceğini söylemiş ve genel bir tanıtımdan sonra gözlerindeki kuşkunun yerini rahatlama alıncaya kadar da birkaç çekim yapmıştık. Sonra ki karşılaşmamız yine dernekte oldu ve Zeynep ile birlikte 3.kur nasıl bir şey gibi bir soruyu sorduklarına pişman olacaklarını bilemezlerdi elbette. Üok sonraları bir sohbet masasında kahkahalar eşliğinde konuştuk o günü ve Zeynep, bu kadar çok konuşacağını bilseydik böyle bir soru sormazdık dedi o muzip gülüşüyle. Bütün bir 3.kur boyunca sürekli üreten, ürettikleri üzerinde yeni çerçevelemeler yaparak hep farklıyı arayan yönüyle dikkatimi çekmişti. Soyutlamalar yapmayı sevdiğini ve başarıyla gerçekleştirdiğini gördüğümde sonraki adımının Gökhan Bulut'un Soyut Atölyesi olacağını düşünmeye başlamıştım. Nitekim atölyesinde çok mutlu olduğunu, kendisini geliştirdiğini, çok güzel bir grup olduklarını anlatmıştı daha sonraları. Diğer taraftan sadece fotoğraf çekmekle yetinmiyor, fotoğraf üzerine araştırıyor, okuyor ve tartışıyordu. Bir asistanda olmasını beklediğimiz tüm özelliklere sahipti yani ve teklifimi sevinerek kabul ettiğini görmek de beni mutlu etmişti. Derslere, müfredata dair sohbetlerimizde yeni açılım arayışlarında olduğumuz sıralarda ve tüm dersler boyunca en sert eleştirileri yapardı ve siz bu eleştirilerden hiç alınmaz, kırılmazdınız. Üünkü neyi ne zaman ve nasıl söylemesi gerektiğini öylesine iyi biliyordu ki ve öylesine iyi niyetliydi ki ne alınmak gelirdi aklınıza, ne de kırılmak. Olsa olsa dışarıdan tutulan bir aynanın heyecanı ile bakardınız kendinize. ޞirin, Buket, Kamuran, Hüseyin, Üznur'un da içinde olduğu hararet dolu 3.kur sohbetleri bazen saatlerce sürerdi. Üvgülerinde de oldukça içten ve cömert davranırdı dostlarına karşı. Bir fotoğrafçının en değer verdiği, sakındığı varlığıdır fotoğraf makinesi. Hiç çekinmeden tanımadığı, bilmediği bir çocuğa makinesini verebilecek, tüm gününü o çocukla geçirecek kadar da paylaşımcıydı, sevgi doluydu. Her şeyin popüler değerler üzerinden yaşandığı ve o değerlerin hedeflendiği bir dünyada kendine özgü bir yaşam tarzı geliştirerek dayatılan değerlerle dalga geçmesini bilen, yaşama anlam katma çabasında olan, yüzünden gülümseme eksik olmayan bir insan... Üstelik bir o kadar da kendisi ile dalga geçmeyi, kendisine eleştirel gözle bakabilmeyi başarabilen bir dost. Kısacık hayatında bize kendi ayaklarının üzerinde sağlam durmayı, paylaşmayı, yaşayan her varlığa sevgi duymayı, insanların her derdine koşarak yardım etmeyi öğretti. Bir insanı, O'nun size ve çevrenize kattıklarını anlatırken yazının diline yeterince hakim değilseniz eğer ve içinizdeki çığlığı söze dökemiyorsanız, bir eksiklik duygusu kaplıyor benliğinizi. Adil olmayan gidişiyle hepimiz eksildik, onu tanıyan herkesin bir parçası eksildi. Hayatının son gününde çektiği fotoğraftaki gibi seyirci sıraları ve sahne bomboş kaldı, gökyüzüne uzanan o merdivenle... Fazlı Üztürk